100.Cennet Yolu Burası mı? Yoksa Yanlış Sokağa Mı Saptık?

100.Cennet Yolu Burası mı? Yoksa Yanlış Sokağa Mı Saptık?

Yollar…

Ömür dediğimiz, hayat dediğimiz yollar.

Bazen yollar, bizlerde izler bırakır; bazen de biz, yollara iz bırakırız. İzlerden anlaşılır, yolcunun güzelliği ve yolun düzenliliği. Her zaman “yolun sonu cennet, güzellik!” diye yola çıkarız, yol, gidildikçe ne olduğunu gösterir.  Yolların sonu cennete mi çıkıyor, yoksa cehenneme mi, o da ayrı mesele. Akıl ve vicdan bu konuda yol gösterir aslında….

İnançlarımızda da aynı şekilde; herkes, “en kısa yol”, “en kolay yol” arar. Zaten bu kolaycılıkla başlamaz mı her şey?

Huzur, mutluluk, güzellik ve zahmetsiz başarı.

Kafamızdaki yolculuk, biraz da “benim işimi kolaylaştırın!” diye sürekli bağıran bir yolcu gibi. Ve işte burada işler karışır: “Yoldan sadece sen gidersen sorun yok,” derler. Ama ya başkalarına da bu yolu öneriyorsan? Ya yolun kendisi tehlikeliyse?

Doğru yoldan sapma burada başlar. İşte  o zaman  kılavuz olarak dinlediklerine  dikkat etmelisin. “Çoban, koyunu uçuruma götürmez” demeyin, olur ya bir bakarsınız, o çoban bir gün kendini kaybetmiş ve koyunları yanlış yolda sürüklemeye başlar….

O çoban  “Allı şanlı gelinleri”, “makamları” ve “hurileri” görünce  başka bir  rüya görmeye başlar! İşte o an ”kuzucuk” sen olursun…., bu yoldan sapmış olursun

Oku ve öğren demiş bir akıl. Yolu ve yoldakini, kılavuzları öğren diyor. Ama işin kötüsü, kılavuzlar da yolu kaybetmiş. Hepsi de cennete gitmeye çalışan “kayıp yolcu” rolünde.

Birini dinledim geçenlerde, inanmazsınız. Kendisini kılavuz zannediyor, anlatıyor: “Cennette 70 bin odalı köşkler var, her odada 70 bin çadır var, her çadırda 70 bin huri var!” Bu işin şok edici kısmı şu: “Peki, siz ne yapacaksınız bu hurilerle? Bunun neresi din. neresi akıl diyen yok… Hala  kendini doğru yolda mı hissediyor sun?

Bir başkası çıktı ve şöyle dedi: “Cennette 70 sene sürecek bir kahvaltı var, 50 ton yiyeceğiz!”

Akıl alır gibi değil! Ama sen hala, bunlara inanmayı mı tercih ediyorsun?

bir başkası, bir hocanın edebinden anne karnında dört yıl kaldığını söylüyor…neresi din bunların….

 

Ve  “Cuma namazı sonrası günahlar sıfırlanacak!” diyenler çıkıyor. Hafta boyunca ne yaptıysan, cuma günü bir reset!

Günahlar silindi, kolayca temizlendik. Ama peki, bu ne kadar gerçek? Dinle ilgili bu kadar “kolay” ve “hazır” sistemler…. doğru yolda mıyız, yoksa bizi aldatıyorlar mı?

Sonuçta bir şeyler eksik. Ya dinin kendisi yanlış? Ya da din anlatanlar… Onlar yanlış anlatıyor!

Marks diyor ki: “Din, halkın afyonudur.” Peki, acaba halkı uyuşturan din miydi, yoksa onu anlatanlar mı? Bu soruya gelince, bizler hiç düşündük mü? Belki de doğru yolu anlatanlar yeterince görünür değil, belki de gerçekleri konuşmuyorlar…

Halk, yanlış anlatımlar yüzünden dinden uzaklaşıyor. “Dini anlatanlar doğru yolda mı?” diye sorgulamalıyız.

Din, bir kültür ya da bir anlatım değil, bir yaşam biçimidir. Yaşamımızda davranışlarımıza yansıması gerekir.

Bunları düşündükçe, kafamda bir sürü soru belirdi:

“Makam ve mevkideki insanlar, neden hep liyakatsiz oluyorlar?

Dinle ilgili tartışmaların neden çoğu popülist?

Yalan yanlış bilgilerle halkı kandıranlar nasıl bu kadar rahat?”

Birçok din anlatıcısı, halkı sadece sömürmeye yönelik, sadece kişisel çıkarları için din üzerinden algılar  oluşturmaya çalışıyor.

kendimiz dini araştırıp öğrenmez isek, dünyadaki her türlü hileyi, kandırmayı, “helal ve dinden” diye bize  kabul ettirirler.

Biz  neyi doğru yapıyoruz?

Neyi yanlış yapıyoruz?

Dini anlatanların ve dini anlayanların aslında yoldaşımız olması gerekir, ama gerçek sorumuzu sormadan, “Hadi bakalım, cennete giden yolu bulalım!” demekle bu işler olacak mı?

Zaman Odur ki

Mübarek yıllardan, mübarek mevsimlerden, mübarek ayların mübarek haftasının mübarek gün ve gecesinde, MÜBAREK BİR ZAAT DUA EDİYOR. VE MUHTEREM CEMAATİ MÜSLÜMİİN AMİN DİYORDU….

( Bu duaya, kendi özelliğine göre amin diyebilirsin veya demezsin)

Ya Rabbi!

Gafursun, örtersin hatalarımızı,

Rahimsin, acır merhamet edersin yarattığın her şeye,

Rahmansın, hiç bir ayırım yapmadan çalışana karşılığını verirsin,

Tevvabsın, özürlerimizi, pişmanlıklarımızı kabul edersin, affettim! Hadi ağlama, hüzünlenme dersin…

Gafursun, kapatırsın utançlarımızı

Vedudsun, seversin, sevdirirsin bizi.

Seni seviyoruz, saygı duyuyoruz, sevginden ayırma bizi.

Gülümsemekten, helal gülümsetmekten ayırma bizi.

Ya Rabbim!

Patatese, garputu, poteyto, potesyo, ve gostil diyenleri affeyle!

At hırsızlığı yaparken ölenleri şehit eyle!

Devlet malı çalarken yakalanıp acı çekenleri ve yaralananları gazi eyle.

Her şeyi bilen Allahım!

Sakalımı bıraktım, namazımı kılarım, önemli makam ve mevkiye, şekilcileri sevmeyenlerin gelmemesi için; torpil yapmayı, torpil bulmayı nasip eyle.

Can Allahım!

Namazımı ön saflarda kılıyorum. Zekat ve sadaka vermek için müşterilerimi iyi kazıklıyorum. Buna da ticaret deyip helal diye uydurmalar yapıyorum. Kazıklama ve kandırmalarımı daim eyle ki sadakamı göstere göstere vereyim!

Yoldaş Allahım!

Amarikanya, Alamanya ve diğer bilimum kefere devletleri düşman bilir, kefere kabul ederim. Bunların zulüm ve Müslümanlara çektirdikleri acıları bilirim. Bunların yaptıklarını her türlü sosyal mecrada lanetledim. Kınadım. Yahudiye Beddua ettim. Bunları makbul eyle!

Ancak bunların, her türlü ürünlerini kullanmaktan, mekanlarında hınzır eti ürünlerinden yemek yemekten, Yahudi içeceklerini içmekten bizi mahrum eyleme!

Güzel Allahım!

Huzursuzum, mutsuzum, doyumsuzum, bu küresel hastalılardan bizleri, bol harcamalar yaparak, kredi kartlarını patlatarak, bol faiz kullanarak, insanları kandırarak, hileli mal satıp, çok kazanarak kurtulmamızı nasip eyle!

Çok okuyamıyorum. Zamanı israf etmeyeyim diye. Onun için yalan yanlış bilgilere inanarak, israf olmamızı sağlayan, gerçek bilgileri değil; uyutma bilgilerini veren büyük zatları başımızdan eksik etme!

Dost Allahım!

Tv’lerimizi, gereksiz konuları işleyerek bizi karamsarlığa iten, ailemizi, geçmişimiz kötü göstererek her türlü ahlaksızlığı özendiren, bizleri aşağılayan yapımlardan uzak eyleme!

Bağışlayan Allahım!

Rezil aile proğramlarının faydasızlığını daim eyle!

Zenginlerimizin, Reklam ve tanıtımlarla daha fazla halkı kandırmasına yardım et ki daha fazla satış yapıp sadaka versinler. Daha fazla zulum yapsınlar. Keyfi alemler yapıp dünya zevklerinden mahrum olmasınlar. Her türlü pisliği yapmasına  yardım eyle!

Yollarımı güzelleştiren Allahım!

Yalan konuşmayı, iftira atmayı, bencil davranmayı, böbürlenmeyi, aldıklarımla hava atmayı, insanları küçümsemeyi, haksızlık ve adaletsizlik yapmayı, rüşvet alıp vermeyi seviyorum.

Neden dersen bu mübarek kulunu sen yarattın. Bu kulun üzülmesin diye yapıyorum. Kulunun üzülmesine fırsat verme !

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Yol bilenle çık, yol bilmeyenle değil.” (Türk atasözü) Rehber seçimi hayatın yönünü belirler.
  2. “Kılavuzu şaşan, menzili unutur.” (Türkmen atasözü) Yanlış yönlendirme insanı hedeften uzaklaştırır.
  3. “Kolay yol her zaman doğru yol değildir.” (Anadolu irfan sözü) Zahmetsiz görünen çözümler çoğu zaman yanıltıcıdır.
  4. “Sözle cennet kurulmaz, işle kurulur.” (Azeri atasözü) İnanç yalnız söylemde değil davranışta görünmelidir.
  5. “Işığı olmayan kandil yol göstermez.” (İran / Fars atasözü) Kendisi hakikatten uzak olan kişi başkasına rehber olamaz.
  6. “Çoban da yolunu kaybeder.” (Karadeniz halk sözü) Otorite ve rehber konumundaki kişiler de sorgulanmalıdır.
  7. “Kolay affın ardında zor hesap vardır.” (Özbek atasözü) Şekilci kolay çözümler vicdani sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
  8. “Dil dua eder, el yalan söylerse yol bozulur.” (Türk halk sözü) Söz ile eylem arasındaki çelişki yozlaşmanın işaretidir.
  9. “Huriyi sayan, vicdanı unutur.” (Anadolu taşlaması) İnancın özü, maddi vaatlere indirgenmemelidir.
  10. “Yolun doğrusu vicdandan geçer.” (Hint atasözü) Akıl ve merhamet gerçek rehberdir.
  11. “Sakal bilgelik değildir.” (Türk atasözü) Dış görünüş ve dini semboller tek başına güvence değildir.
  12. “Şekil büyürse mana küçülür.” (Azeri atasözü) Gösteriş, özün önüne geçtiğinde anlam kaybolur.
  13. “Kısa yol bazen uçuruma çıkar.” (Kayseri yöresi halk sözü) Hızlı ve kolay vaatler dikkatle sorgulanmalıdır.
  14. “Sürüyle yürüyen yönünü geç fark eder.” (Kırgız atasözü) Kalabalığın peşinden gitmek doğruyu garanti etmez.
  15. “Hakikat bağırmaz, yol gösterir.” (İran atasözü) Gerçek bilgi popülizmle değil sakinlikle anlaşılır.
  16. “Dua eden dil, temiz kalp ister.” (Türk halk sözü) İnanç gösteriden çok samimiyet ister.
  17. “Köşk sayan, komşusunu unutursa yol şaşar.” (Türkmen atasözü) Manevi hayat toplumsal sorumlulukla anlam kazanır.
  18. “Yolcunun azığı akıldır.” (Ankara yöresi halk sözü) Sorgulama ve öğrenme bireyin en güçlü dayanağıdır.
  19. “Her amin hakikate çıkmaz.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Tekrar edilen sözler sorgulanmadan kabul edilmemelidir.
  20. “Cennet yolu önce insana çıkar.” (Türk irfan sözü) Doğru yol, insanın ahlakı ve davranışlarıyla başlar.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir Yorum

  1. Melek Günaydın Çifci

    Kaleminize yüreğinize sağlık hocam “Din anlatım değil, kültür değil yaşam içindir. Davranışlarımıza yansımalıdır.” Bu iki cümleniz kul olarak bütün yanlışlarımızı özetlemiş. Kur’an’ın ibadet yönü ile ahlaka ve sosyal hayata dair emirlerinin birlikte bir denge halinde yaşanmasının önemini kendinize has düşündürücü bir üslupla anlatmışsınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir