99.Özgürlük, Hava Almak mı, Yoksa Pislikte Dans mı?

99.Özgürlük, Hava Almak mı, Yoksa Pislikte Dans mı?

İnsan, biricik ve özel bir varlık olarak dünyaya gelir. Ancak, çevresindeki insanlar gibi düşünmeye, onların hislerine uymaya başladığında, yavaşça kendini kaybetmiş olur. Ne yazık ki, bu durum insanı taklitçi ve edilgen bir hale getirir.

Edilgen insanlar, düşüncelerini ve duygularını kolayca başkalarına kaptırırlar. Sonuçta, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak tükenirler.

Gerçek huzur, insanın kendi içsel doğrularını bulmasında ve onlara sadık kalmasında yatar. Huzursuz bir insan, ömrü boyunca ne aradığını bilemez. Kim olduğunu, ne olacağını ve neden var olduğunu sorgular.

Ama bu sorgulama, genellikle toplumun dayattığı normlara uyma çabasıyla karışır.

Modaya uygun düşünmeye, başkalarının değerlerine uymaya çalışırken insan, farkında olmadan kendini kaybeder.

Hatta savunmadığı şeyleri savunur, yapmadığı şeyleri yapıyormuş gibi gösterir. Bu, bir insanın değerlerinden sapmasının ve kendi özünden uzaklaşmasının en büyük işaretidir.

Sonunda, insan ne kendini ne de çevresindeki dünyayı anlayabilir hale gelir.

Hayat, başkalarının ne der kaygısıyla şekillenir, tıpkı sineklerin pislik etrafındaki dansı gibi. Oysa çevremizdeki sinekler, aslında hepimizin birer yansıması olabilir.

İşte burada, tam bu noktada, her birimizin bazen sinek gibi bir yaşama sürüklendiğini görürüz…

Kendimizi kaybettiğimizde, özgürlüğü yanlış anlamaya başlarız. Bir bakarız ki, özgürlük sadece başkalarına pislik atmakla ilgiliymiş!

Zaman Odur ki

Zamanın birinde, köylerde tarım çok önemliydi.

İnsanlar, hayvanlarla vakit geçirirken, değerlerini hatırlıyor ve bilgelik ediniyorlardı. Bir köyde, bir grup sinek ailesi de yaşamaktaydı. Ama sinek deyip geçme; bazı insanlar sinek gibidir. Hatta bazı fikirler de öyledir.

Sinekler, bir öküzün pisliği üzerinde zaman geçirirken, her zaman kendi menfaatlerine bakarlar.

Peki, hayat sadece menfaat mi olmalı?

Bir gün, taze öküz dışkısının üzerinde anne ve yavru sinek keyif yaparken, yavru sinek birden annesine:

Anne, karnım şişti. Yellenebilir miyim?” diye sorar.

Anne sinek, gözlerini kocaman açar ve başlar:

“Ayy, çok ayıp! Sofrada böyle şeyler yapılmaz, hele de söylenmez. Biri duyarsa, ne derler? ‘Çocuğunu hiç mi yetiştiremedin?’ derler! Hem bak, anneni hiç mi düşünmüyorsun?!” diye çıkıştı.

Yavru sinek, annesinin söylediklerini içinden geçirir: “Haklı, şimdi ne derler?”. O an, fiziksel ihtiyacını bastırır, sinirinden kıpkırmızı olur, ama annesinin üzülmesini istemez. “Evet, evet, annem haklı. Şimdi ne derler?” diyerek içini atar.

O sırada, başka bir sinek ailesi gelir. Bir öküzün bastığı, sonra da içine su dolmuş ve rüzgarın üzerine çöp taşıdığı pisliğin üzerine konarlar. Diğer yavru sinek, özgürlüğün tadını çıkarıyormuş gibi bağırır:

“Baba! Özgürlük çok güzel! Kocaman bir okyanusta dalgalar arasında gemi kullanıyorum ve asla batırmıyorum!

Ben harika bir kaptanım!”

İhtiyacını bastıran yavru sinek, özgürlük lafını duyunca merakla yaklaşır ve sorar:

“Geminizde yellenmek serbest mi?”

Fıkradan anladıklarımız:

  1. “El âlem ne der diye yaşayan, kendini unutur.” (Türk halk sözü) Toplumsal baskılar bireyin öz benliğini zamanla siler.
  2. “Sürüye uyan, yolunu şaşırır.” (Türkmen atasözü) Körü körüne uyum sağlamak kişisel kimliği zayıflatır.
  3. “Özgürlük, başkasını rahatsız etmek değildir.” (Anadolu irfan sözü) Gerçek özgürlük sorumlulukla birlikte anlam kazanır.
  4. “Kendi sesini duymayan, kalabalığın sesi olur.” (Azeri atasözü) İç dünyasını tanımayan kişi dış etkilerle yönlendirilir.
  5. “Pisliğe konan sinek, çiçeğin kokusunu bilmez.” (Karadeniz halk sözü) Küçük çıkarlar peşinde koşan insan büyük değerleri fark edemez.
  6. “Ayıptan korkan, ihtiyacını bastırır.” (Ankara yöresi halk sözü) Toplumsal yargılar doğal duyguları baskılayabilir.
  7. “Kendi yolunu bulmayan, başkasının gölgesinde yaşar.” (İran / Fars atasözü) Birey, öz değerlerini keşfetmeden huzur bulamaz.
  8. “Özgürlük başıboşluk değildir.” (Türk atasözü tadında halk sözü) Sınır ve etik olmadan özgürlük yozlaşır.
  9. “Sinek balı değil, pisliği arar.” (Azeri atasözü) İnsan bazen bilinçli olarak olumsuzluğa yönelir.
  10. “Başkasının ne dediğiyle büyüyen, kendi sözüyle küçülür.” (Özbek atasözü) Sürekli dış onay aramak özgüveni zedeler.
  11. “Gemi yüzdürmek başka, çamurda oynamak başka.” (Hint atasözü) Özgürlük ile keyfîlik birbirine karıştırılmamalıdır.
  12. “Menfaat gözünü kapatır.” (Kayseri esnaf sözü) Küçük çıkarlar insanın uzun vadeli huzurunu bozar.
  13. “Kendi kokusunu duymayan, başkasına laf eder.” (Anadolu taşlaması) İnsan çoğu zaman önce kendi eksiklerini görmelidir.
  14. “Ayıp korkusu aklı bastırır.” (Türkmen atasözü) Sosyal baskı bireyin doğal davranışlarını engelleyebilir.
  15. “Özünü kaybeden, özgürlüğü yanlış anlar.” (Türk halk sözü) Kimlik kaybı özgürlüğün yanlış yorumlanmasına yol açar.
  16. “Sinek gibi yaşayan, gökyüzünü unutur.” (Kırgız atasözü) Küçük dünyalara sıkışmak büyük resmi görmeyi engeller.
  17. “Kalabalık onayı huzur getirmez.” (İran atasözü) Gerçek huzur içsel uyumla mümkündür.
  18. “Pislikte dans eden, temiz havayı küçümser.” (Karadeniz halk sözü) İnsan bazen alıştığı olumsuzluğu normalleştirir.
  19. “Kendini tanıyan, el sözüne bakmaz.” (Türk atasözü) Öz farkındalık toplumsal baskılara karşı koruyucudur.
  20. “Özgürlük önce zihinde başlar.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Gerçek bağımsızlık kişinin kendi değerlerine sadık kalmasıdır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir