
180.Diplomalı Develer Hayvanat Bahçesinde
Zaman öyle bir zaman ki, artık sadece insanlar değil hayvanlar da özgürlüklerini kaybetti. Kapitalizmin pençesi, doğanın her köşesine sızdı. İnsanlar, akıllarını paraya, duygularını tüketime, umutlarını kariyer basamaklarına ipotek ettikçe; bilgi ve tecrübe, hak ettiği yeri değil, vitrinlik köşeleri buldu. Çünkü bu düzende bilgi, işe yaramadığı sürece sadece süstür. Tıpkı hayvanat bahçesindeki devenin hörgücü gibi.
İnsanoğlu büyük bir çelişkinin içinde debelenip duruyor. Çocuklara “İstediğin olabilirsin” deniyor ama sistem, onları hazır kalıplara sıkıştırmak için eğitiyor. Üniversitelerden mezun olanlar kendi alanlarında iş bulamıyor. Nitelikli insanlar, liyakatsizliğin egemen olduğu yapılarda işsiz gezerken, yetersiz olanlar koltuk sahibi oluyor. Bilgi, iktidara değil; etiketlere, torpile ve gösterişe hizmet ettiği sürece değer buluyor.
Kapitalist düzen, üretim yerine tüketimi, düşünce yerine reklâmı, yetenek yerine uyumu öne çıkarıyor. Sonra da o uyumlu bireyleri, tıpkı hayvanat bahçesindeki hayvanlar gibi yapay ortamlarda, gerçek potansiyellerinden uzak bir şekilde tutuyor. Sanki “Sana uygun alan burada, fazla düşünme” der gibi…
Hayvanlar da bundan nasibini alıyor. Özgürce kumlar üstünde yürümek için yaratılan develer, beton kafeslerde ziyaretçilere poz veriyor. Yani sadece insanlar değil, çölün özgür ruhu da esaret altına alınmış durumda. Ve işin en acı tarafı; bu esaret, çoğu zaman “konfor” adı altında pazarlanıyor.
Ama bir gerçek var ki değişmiyor: Yetenek, yanlış yerde çürümeye mahkumdur. Ve bu yalnızca birey için değil, toplum için de büyük kayıptır.
Zaman odur ki…
Bir gün deveyle yavrusu hayvanat bahçesinde yan yana çömelmiş, kafesin kuytusunda konuşuyorlardı. Annelik böyle bir şeydi; sabırla anlatmak, örnek olmak, öğretmek…
Yavru deve merakla sordu:
— Anne, bizim neden hörgücümüz var?
Anne gülümsedi:
— Hörgücümüz evladım, çölün kavurucu sıcağında susuz kalmayalım diye var. Oradaki yağ, bize su olur. Ayakta kalmamızın sırrıdır o hörgüçler.
— Peki anne, neden ayaklarımız bu kadar uzun ve tabanlarımız yayvan?
— Çünkü kumlara batmadan yürüyebilmek için. Yüksek ayaklar hem görüş sağlar hem hız kazandırır.
— Anladım anne. Göz kapaklarımızda neden üç kat kapak var? Kirpiklerimiz neden uzun?
— Çöl fırtınaları için evladım. Kum gözümüze dolmasın diye. Kirpiklerimiz birer doğal perde gibidir. Hatta diz kapaklarımızda keratin yapılar var ki, yere çöksek bile yanmayız çöl sıcağında.
Yavru biraz durdu, sonra iç çekerek sordu:
— Anne…
— Efendim kuzum?
— Madem biz bu kadar mükemmel çöl şartlarına göre yaratıldık… O zaman bu hayvanat bahçesinde bizim ne işimiz var anne?..
Anne deve sustu. Hörgücü titredi. Gözleri doldu. Cevap belliydi, ama dil söylemeye yetmedi…
Fıkradan Anlayabildiğimiz.
1. “Her kuş kendi dalında öter.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — Her yetenek kendi uygun ortamında değer bulur.
2. “Kum devesi çamurda yürümez.” (Güneydoğu halk sözü, Şanlıurfa yöresi) — Her varlık kendi şartlarında verimli olur.
3. “Yanlış yere dikilen fidan meyve vermez.” (Anadolu halk sözü, Konya yöresi) — İnsan da yeteneğini uygun zeminde geliştirir.
4. “Altın kafes, kuşun yurdunu unutturmaz.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — Konfor özgürlüğün yerini tutmaz.
5. “Çölün malı kafeste solur.” (özdeyiş, Metin Koca üslubu) — Yanlış ortam, potansiyeli köreltir.
6. “Her tohum kendi toprağında yeşerir.” (Anadolu irfan geleneği) — Eğitim ve yetenek uygun çevre ister.
7. “Balık karada, deve suda yürümez.” (Türk dünyası sözü, Türkmen halk sözü) — Her şeyin bir yaratılış amacı vardır.
8. “Yük yanlış sırtta yara açar.” (Sivas yöresi halk sözü) — Uygun olmayan görev insanı yıpratır.
9. “Kafesin süsü, özgürlüğün yerini tutmaz.” (Balkan Türkleri halk sözü) — Dış görünüş, öz kaybını gizleyemez.
10. “Hörgüç çölde nimettir, kafeste yüktür.” (özdeyiş, Metin Koca tarzı) — Bilgi ve yetenek yanlış yerde faydasızlaşır.
11. “Her taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — İnsan bulunduğu doğru yerde değer kazanır.
12. “Deveyi çölde ara, bilgiyi ehline sor.” (Anadolu halk sözü, Mardin yöresi) — Yetkinlik doğru ortamla anlam kazanır.
13. “Kökü olmayan ağaç gölge vermez.” (Anadolu hikmet geleneği) — Aidiyet hissi olmadan gelişim olmaz.
14. “Gölgesiz çöl, susuz gönül gibidir.” (tasavvuf geleneği, Anadolu irfanı) — İnsan uygun ortam bulamazsa içten kurur.
15. “Kumun çocuğu taşta iz bırakmaz.” (Güneydoğu halk sözü, Gaziantep yöresi) — Potansiyel yanlış yerde ortaya çıkmaz.
16. “Her kap, kendi suyunu taşır.” (Osmanlı hikmet geleneği) — İnsan yeteneği kadar değil, ortamı kadar gelişir.
17. “Yanlış yerde bilgi, yük olur.” (özdeyiş, Metin Koca üslubu) — Bilginin faydası doğru kullanımına bağlıdır.
18. “Kafeste büyüyen kuş göğü unutur.” (Türk dünyası sözü, Kazak Türkleri) — Sürekli sınırlandırılan birey zamanla hayal kurmayı bırakır.
19. “Toprak neyse mahsul odur.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — Toplumun sunduğu ortam bireyin sonucunu belirler.
20. “Deve yerini sorarsa, insan da hayatını sormalıdır.” (özdeyiş, Metin Koca tarzı) — Aidiyet sorgusu insanı olgunlaştırır.
Metin KOCA
Hocam düşündürmekten gülümsetmedi bu fıkra:) fazla didaktik😉