Zahmetsiz Kazanç: At Hırsızlığı
Günümüz dünyasında teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor.
İletişim araçları, görsel medya, sosyal platformlar hayatın her anına nüfuz ediyor.
Bu gelişmeler, bireylerin yaşam tarzlarını, hayata bakış açılarını ve en önemlisi de başarı tanımlarını kökten değiştiriyor. Reklamlarla süslenen, sosyal medyada parlatılan hayatlar; lüks arabalar, egzotik tatiller, pahalı markalar insanları etkiliyor. Çoğu zaman bu yaşamların arkasındaki emek görünmez olurken, zenginliğe ulaşmanın sadece bir “fırsat” veya “şans işi” olduğu algısı bilinçaltımıza yerleşiyor.
Bu durumda da insanlar iki yoldan birini seçiyor: Ya alın teriyle çalışarak hayatını kazanacak ya da kolay para kazanmanın yollarını arayacak. Ne yazık ki bazıları, çalışmadan kazanmanın peşine düşerek yanlış yollara sapabiliyor.
Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık gibi yollar, kısa vadede kazanç getirse de uzun vadede hem vicdani hem toplumsal bir çöküşe yol açıyor.
İşte bu durumu hicivli bir şekilde anlatan bir fıkra, bize oldukça çarpıcı bir ders veriyor…
Zaman odur ki,
Tolga ve Tunga iki kardeştir. Ancak ‘’elleri uzun’’ diye tabir edilen hırsızlık yapmaktadırlar. Farklı şehirden çaldıkları atı eve getirirler, atı güzelce temizlerler. Atın Eyerini, eyer altını, dizginini, at gözlüğünü, değiştirirler.
Doru bir attır. Yelesi ve kuyruğu uzundur. Boynu uzun, deve kirpikli, elma gözlü çok dikkat çekici bir attır.
Akşam aralarında konuşurlar. Abi olan Tolga kardeşine der:
-Yarın atı, hayvan pazarına götür de sat. Elimize biraz para geçsin.
-Tamam abi der Tunga.
Sonraki gün pazarda atın müşterisi çok olur. Gösterişidir üstelik ucuzdur. Pazarlık yapılır.
Alıcı : Bu atı denemem lazım. Koşumu nasıldır. Dörtnala gidiyor mu, Nefes darlığı var mı….
Ata deneme amaçlı biner ve dörtnala sürer. Atın gidişine oradakiler hayranlıkla bakar. Gidiş o gidiş. Tunga bekleyedursun. At geri gelmez. Hırsızlık atı olduğu için kimseye de şikayet edemez. Çaresizce eve gelir.
Abi olan Tolga sorar:
-Atı sattın mı?
-Sattım abi
-Kaça sattın ?
-Aldığımız fiyata.
-Nasıl yani !
Hırsızlıkla aldık . Benden de başka bir hırsız çaldı.
Fıkradan Anladıklarımız
1. Emeksiz kazanılan, düşüncesizce harcanır. Kolay yoldan gelen kazanç, insan zihninde kolayca tüketilebilir bir değer hâline gelir. Oysa alın teriyle kazanılan her kuruşun değeri daha derinden hissedilir.
2. Yanlış yolla gelen kazanç, yanlış yolla elden gider. Haksız yollarla elde edilen şeylerin sürdürülebilirliği yoktur. Hırsızlıkla kazanılan, yine bir başka hırsızlıkla elden gidebilir. Bu bir tür ilahi adalettir.
3. Ucuz görünen şeyin arkasındaki nedeni sorgulamak gerekir. Piyasadaki değerinin altında olan her ürün ya da fırsat, çoğu zaman bir problem ya da hile içerir. Her parlayan şey altın değildir.
4. Toplumun gösterişli hayatlara özendirilmesi, değer yargılarını zayıflatır. Medyanın parıltılı dünyası, çalışmadan kazanmayı cazip gösterdiğinde insanlar ahlaki pusulalarını kaybedebilir. Bu nedenle medya okuryazarlığı ve değer eğitimi büyük önem taşır.
5. Gerçek kazanç; bilgiyle, emekle, dürüstlükle elde edilendir. Toplumun uzun vadeli refahı, ancak çalışkan, üretken ve dürüst bireylerle mümkündür. Kolaya kaçan her birey,
Metin KOCA
