15.İkiyüzlü Kuşun Son Uçuşu

15.İkiyüzlü Kuşun Son Uçuşu

Bazı kuşlar gökyüzünü süsler, bazıları sabahı seslendirir.

Bazı kuşlar da vardır ki, gelip tam kutsal saydıklarımızın, değerli gördüklerimizin tepesine pisler. Herkes o kuşu konuşur, ama kimse “acaba biz nereye pisliyoruz?” diye sormaz. Şuçlu hep başkasıdır. Biz seçilmiş, tertemiz ve mübarek….!!!

İnsanlık tarihi boyunca toplumları yıkanlar sadece düşmanlar değil, dost görünüp düşmanlık eden iki yüzlülerdir. İslam’da “münafık” kelimesi o kadar ağırdır ki, cehennemin bile en dibinde onlara yer ayrılmıştır. Çünkü görünüşte senden gibi, ama özde senden başka biridir. Sözü başka, niyeti başka. Cümlesi tatlı, kalbi zehir. Ve ne yazık ki bu tiplere sadece din değil; felsefe, ahlak, vicdan ve tarih de karşı durmuştur. Çünkü insanları savaşlar değil, en çok da yalanlar yaralar.

Bugün Türkiye’de yaşadığımız pek çok sorun, dış güçlerden, doğalgaz fiyatından ya da meteorolojik durumlardan değil; içimizdeki iki yüzlülük salgınından kaynaklanır. Bir şeyin doğrusunu bilip tersini yapan, doğruda ittifak kurup menfaate satılık duran bir kalabalığın içindeyiz. “Her şey güzel olacak” diyerek başlar, sonra “ben bir çıkar göremiyorum” diyerek köşeye çekiliriz. Siyaset buna zemin hazırlar; dürüstlüğü değil, çevikliği ödüllendirir. İhaneti normalleştirir, sadakati cezalandırır.

Bu sadece bizim değil, dünyanın da derdi.

İki yüzlü insan her ülkede vardır ama bazı ülkelerde sistem bu türü doğal olarak ayıklar. Bizde ise sistem, onları baştacı eder. O yüzden işini iyi yapan memur sessiz sedasız köşede çürürken, konuşmayı iyi bilenler ekranlarda, kürsülerde, makam odalarında arzı endam eder.

Ama bu fıkra sadece onları değil, bizi de anlatıyor. Çünkü hepimiz birer “kuşuz” aslında. Türümüz ,cinsimiz farklı ve uçup gideceğiz uzak diyarlara…..Üzerine konduğumuz yerleri düşünmeden, pisliklerimizi geride bırakıp uçuyoruz. Fakat unutuyoruz: Konduğumuz yer kutsal olabilir, birinin değeridir, inancıdır, hatırasıdır. Ve pisliğimiz sadece bedensel değil; bazen bir söz, bir bakış, bir ihmal, bir gaflet de kirletir.

Bir ülkenin parkını kirleten, zamanla kültürünü de kirletir.

Bugün yere tüküren, yarın söze de tükürür.

Bugün doğaya zarar veren, yarın çocuklara da zarar verir. Çünkü vicdan sadece çevreye duyarlılıkla sınırlı değildir. Temizlik, sadece elini yıkamakla olmaz; fikrini de, niyetini de, hayalini de temiz tutacaksın.

Çocuklarımıza doğruyu öğretmeden önce, doğruyu yaşamamız gerekir. Yoksa fıkralardaki kuşlar değil, gerçek hayattaki bizler pisleriz ortalığı.

Ve unutma: Siyaset dürüstlüğü bozan değil, dürüstlüğü çoğaltan bir alan olmalıdır. Eğer bir toplumda siyasiler dürüstlüğe değil, kelime oyunlarına yatırım yapıyorsa, orada sadece ekonomi değil; ahlak da, umut da, hayal de çöker.

…ve geçelim fıkraya..Bakalım bu fıkra bize ne anlatmak istemiş….

Zaman Odur ki

Kilisede, çan kulesinin tam tepesinde bir heykel varmış. Her gün sabah olur olmaz bir kuş gelir, o kutsal heykelin üzerine tünermiş. Ne var bunda diyebilirsiniz — kuş konmuş işte. Ama işin kötüsü, kuş oraya sadece konmuyor; sabah duasını yapar gibi tüneğe gelip bir de kilisenin kutsal tepesine… affedersiniz… pisliyormuş.

Papaz her sabah, elinde fırça, ağzında dua, heykelin altına tırmanıyor, tertemiz yapıyormuş. Ama ne fayda! Ertesi sabah, kuş yine orada. Yine bırakmış imzasını.

Uğraş uğraş, nafile… Papaz artık ne sabrından, ne kutsaldan, ne de deterjandan bir şey anlamaz olmuş. “Bu iş böyle gitmez,” demiş.

Ne yakalayabiliyor kuşu, ne korkutabiliyor. Hayvan resmen nöbet tutuyor! Papazı görünce kaçıyor, zabıtayı görünce tüneğe çıkmıyor. İçine temizlik kültürü doğmamış bir kuşa her köşe başına temizlik memuru da dikemezsin ya!

Papaz ne çare aradıysa olmamış. Sonunda bir gün oradan geçen bir Müslüman adama derdini anlatmış. Adam hafiften gülümseyerek demiş ki:

— Papaz efendi, sen oraya biraz buğday koy, yanına da bir kase şarap…
— Ee?
— Bak şimdi… Müslümansa şarabı içmez, Hristiyansa kutsala saygısından pislemez. Ama bu, bildiğin klasik kuş… Yemeyi görünce dayanamaz, içerken de “şarap mı, üzüm suyu mu?” diye sormaz. İçsin bakalım… Belki sarhoş olur da yakalarsın.

Papaz, son umut bu ya, denemiş. Ertesi sabah kuş gelmiş, yemi yemiş, şarabı da su zannetmiş içmiş. Ardından oracıkta sendelemiş, kanadı çarpık, bakışı kayık… ve heykelin dibine yığılmış kalmış.

Papaz sevinçle kuşu yakalamış, ama bir yandan da sorguya çekmiş:

— Hristiyan olsan, bu kutsal mekâna pislemezsin.
— Müslüman olsan, şarap içmezsin.
— Sıradan bir kuş olsan, her gün aynı yanlışı yapmazsın.

Ve derin bir iç çekip şöyle demiş:

— Sen münafıksın evlat… İkiyüzlü olanın sonu ya kesilir, ya tarihe geçer. Ama sen şanlı bir sonu hak etmiyorsun!

Ve kuşun fişini oracıkta çekmiş.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Münafığın sözü tatlı, niyeti acıdır.” (Türk–İslam irfan sözü) Dışarıdan güven veren kişiler içten zarar verebilir.
  2. “İki yüzlüden dost olmaz.” (Türk atasözü) Samimiyetsiz insan en büyük kırgınlığı yaşatır.
  3. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” (Türk atasözü) İkiyüzlülük ve sahte davranış uzun süre gizli kalmaz.
  4. “Temizlik imandandır.” (Türk–İslam kültürü / hadis meali) Temizlik yalnız bedenle değil, niyet ve sözle de olmalıdır.
  5. “Söz başka, öz başka ise yol bozuktur.” (Anadolu irfan sözü) Karakter, söz ve davranış uyumuyla anlaşılır.
  6. “Balık baştan kokar.” (Türk atasözü) Üstteki ahlaki bozulma topluma yayılır.
  7. “Dost kara günde belli olur.” (Türk atasözü) Gerçek dostluk menfaat ortadan kalktığında ortaya çıkar.
  8. “Kuş konduğu dalı kirletirse yuvasını da kaybeder.” (Karadeniz halk sözü) İnsan bulunduğu ortamı kirlettiğinde kendi huzurunu da bozar.
  9. “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.” (Türk atasözü) Önce kişinin kendi kusurunu görmesi gerekir.
  10. “Ne ekersen onu biçersin.” (Türk atasözü) Topluma verilen ahlak veya kirlilik bir gün geri döner.
  11. “Dili temiz olmayanın eli de temiz kalmaz.” (Ankara halk sözü) Ahlaki bozulma davranışlara da yansır.
  12. “Münafığın gülüşü, kalbin yarasıdır.” (Türk–İslam hikmet sözü) Samimiyetsizlik ilişkileri içten çürütür.
  13. “Görünen köy kılavuz istemez.” (Türk atasözü) İkiyüzlülük çoğu zaman açıkça belli olur.
  14. “Körle yatan şaşı kalkar.” (Türk atasözü) Yanlış insanlarla sürekli birlikte olmak kişiyi de etkiler.
  15. “Kirli su aynayı da bozar.” (Azeri atasözü) Kötü ortamlar dürüst insanı da zorlar.
  16. “Niyet bozulursa söz de bozulur.” (Türkmen atasözü) Ahlaki kayma önce düşüncede başlar.
  17. “Kutsala saygı, önce vicdanda başlar.” (Türk–İslam kültürü) İnanç, davranışta görünmelidir.
  18. “Pisliği alışkanlık yapan, temizliği küçümser.” (Kayseri yöresi sözü) Yanlış tekrarlandıkça normalleşir.
  19. “Kervan yürür, çamur geride kalır.” (Anadolu halk sözü) Gürültü ve nifak geçici, doğruluk kalıcıdır.
  20. “Temeli yalan olan bina ayakta durmaz.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Samimiyetsizlik üzerine kurulu hiçbir düzen uzun ömürlü olmaz.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir