125.Bir Ok Attım, Aşure Oldu!
İnsan hata yapandır. Çünkü bizler melek değiliz.
Hatalarımızı kabul edeceğiz. Hatalarını kabul eden insanlar, erdemli insanlardır. Bunlar halk da olsa yönetici de olsa böyledir.
Toplumda bir deyim vardır. Kraldan fazla kralcı olmak şeklinde.
Yöneticiler hatalar yapınca onlara yalakalık yapanlar, menfaatçiler, o hatalarda, yanlışlarda, hikmet bulmaya, onun hata olmadığını anlatmaya çalışırlar. Buna kraldan fazla kralcı olmak denir.
Oysa ‘‘evet bu hatadır yanlıştır” demek var iken, bu kabul edilmez. Çünkü insan gururlu ve kibirlidir. Hataları, kendine ve sevdiklerine layık görmez. Yanlışları, yanlışlar ile kapatmaya çalışır. Gün gelir o yanlışlar güneş gibi ortaya çıkar ve karanlık gibi insanların üzerine çöker. Çünkü yalanların ortaya çıkma ve rahatsız etme gibi bir özelliği vardır. Yalancı da er veya geç deşifre olup rezil olacaktır.
Zaman odur ki
Padişahın tembel mi tembel salak mı salak bir çocuğu vardı. Kılıç kullanamaz, ok atamaz, üstelik beceriksizliklerini savunmak için nutuk da atamazdı. Yani iyi konuşup halkı kandıramaz ve heyecanlandıramazdı. Başta durabilmek için nutuk atmak olmaz ise olmazdı yöneticilik için.
Padişah, yaşlanmış. Başka çocuğu da olmayınca yerine bu çocuk geçecekti. Nedendir bilinmez ama eskiden olduğu gibi bu zamanda da yöteticiler, devleti ve ülkeyi kendisinin ve ailesinin malı olarak görür, aile dışından birisinin yönetmesini istemez.
Padişahın çocuğu gariptir. nasıl olacak da halk bu çocuğa inanacak ve güvenecek. Padişahın yaptığı hataları yanlışları halk öğrenirse ne olur. Halk gerçekleri öğrenirse gazabıyla padişahı ve çevresini yakmaz mı, yıkmaz mı her şeyi. İşte bu gibi sebepler, Padişahı çok düşündürüyordu. Ve kararını verdi. Eğitilecek ve yalakalar tutulacaktı. Bir hocayı çağırdı:
-Oğlum bu. Bunu üç yıl içinde Padişah varisi olarak yetiştireceksin. Eti senin kemiği benim. Yetişmez ise bir yolunu bulur seni ihanet ile suçlar asarım, ölürsün dedi.
Fareden aslan olur, kediden kaplan. Kurbağa kartal olarak yetişebilirdi eğitimle. Öğretmen böyleydi. Fedakardı. Ama bu çocuktan nasıl Padişah olur diyemedi ve başladı eğitimlere.
Üç yıl zorlu eğitimler yapıldı. Spor, hitabet, siyaset, yalan konuşabilme, matematik, şiir, sanat….
Halka haber verildi. Yeni Padişah adayı Şehzademiz, halka tanıtılacak ve güze nutuk atarak maharetlerini sergileyecektir.
Başarı ve konuşması halk arasında dilden dile dolaşmalı. Zamanı gelince de şehzadeye halk kurtarıcı gözüyle neredeyse tapmalıdır. Yanlışlarını da normal görebilmelidir. Hatta yanlışlarında hikmet ve erdem aramalıdır.
Büyük bir arena. tıklım tıklım stadın her yeri. Bütün medya orada canlı yayın araçları hazır. bütün televizyonlar kiralanmış ve ortak yayında.
Halk, pür dikkat. Padişah ve vezirleri (yardımcıları) ve saray erkanı hazır.
Yeni padişah adayı şehzade çocuk, hazır.
Kalabalığı görünce biraz yutkunsa da rahat adımlarla mikrofonların karşısına geçti Padişah adayımız şehzade hazretleri. Selamlaştıktan sonra bir cümle söyledi:
‘’Bir ok attım kebap oldu’’
Bu cümleyi duyunca halk sus pus oldu. Ekran başındakiler şaşkın. Olayı anlayan hocası, hemen mikrofonlara yaklaştı:
-”Şehzademiz az ve öz konuşur. Bilir ki halkın zamanı değerlidir. Bu cümleyle belirtmek istediği şudur:
-Şehzademiz geçenlerde bir ok ile bir ceylanı avlama başarısı göstermiş ve onu kebap yapıp halka dağıtmıştır. Bu başarı ve vefasından bahsediyor” deyince, koca stattakiler ayağa kalkarak alkışlamaya başlar şehzadeyi.
Şehzade alkışı alınca tekrar konuşmaya başladı ama kullandığı bir cümle yine halkın sus pus olmasını sağladı. Cümlesi şöyleydi:
‘’Bir ok attım göl oldu’’
Bu cümle için de, hocası, hemen mikrofonlara çıktı. Ve dedi:
”Geçen gün şehrin suları akmıyordu. Nerede tıkanıklık vardı bilmiyorduk. Şehzademiz mübarek elleriyle yayını gerdi ve bir ok attı. Okun düştüğü yeri kazdık ve şehrin suyunu karşılayan kanalın, orada tıkalı olduğunu gördük. Şehzademiz bundan bahsediyor” deyince bir alkış tufanı koptu.
Padişah durumdan memnundur. Şehzadenin çok hikmetli ve mübarek olduğunu da halk böylece anlamış oluyordu.
Alkışlarla kendine gelen şehzade, bir cümle daha kurdu ki sormayın. Halk şaşkın. Padişah şaşkın. Hocası şaşkın.
Şehzadenin kurduğu cümle şöyleydi:
”Bir ok attım aşure oldu.”
Herkes sessiz ve şaşkınlık uzun süre devam etti. Hoca olmak da zordu. her şeyi yapamazdı ki. her olumsuzluğu düzeltemezdi ki. Oturduğu yerden Hocası kalktı. Bu defa mikrofonlara gitmedi. Padişaha yaklaştı ve dedi:
”Hünkarım. İşte başım. Ferman senin. İster başımı kes, ister darağacında beni salla. Şu salak ve geri zekalı çocuğunuza sorar mısınız ok atıp nasıl aşure olmuş!
Fıkradan Anladıklarımız
- “Çürük temel üstüne saray kurulmaz.” (Türk atasözü) Sağlam liyakat olmadan kurulan düzen uzun ömürlü olmaz.
- “Kuru gürültü değirmen döndürmez.” (Türk atasözü) Söz ve propaganda, gerçek yeteneğin yerini tutamaz.
- “Eğri çivi duvara tutunmaz.” (Türk atasözü) Ehliyetsiz kişiye verilen görev zamanla sistemi bozar.
- “Saman altından su yürütmek.” (Türk atasözü) Gerçekleri gizleyerek toplumu yönlendirmek uzun vadede güveni yıkar.
- “Yamuk ağaçtan düz tahta çıkmaz.” (Türk atasözü) Temeli bozuk yetiştirilen kişi görevde de sorun üretir.
- “Sözün değeri söyleyendedir.” (Türk atasözü) Her söylenen alkışlanacak diye doğru olmaz.
- “Boş teneke çok ses çıkarır.” (Türk atasözü) İçerikten yoksun kişiler çoğu zaman en çok gürültüyü çıkarır.
- “Çamura basan iz bırakır.” (Türk atasözü) Yapılan yanlışlar mutlaka toplum hafızasında kalır.
- “İğreti duran eğreti gider.” (Türk atasözü) Hak edilmeyen makamlar kalıcı olmaz.
- “Dibi görünmeyen suya girilmez.” (Türk atasözü) Kime neden güvenileceği sorgulanmalıdır.
- “Kepçeyle verilen kaşıkla geri alınır.” (Türk atasözü) Gösterişli iyiliklerin arkasında bazen başka hesaplar olabilir.
- “Saksağanı bülbül diye satamazsın.” (Türk atasözü) Yetersiz olanı süsleyerek değerli gösteremezsin.
- “Çorak tarladan mahsul çıkmaz.” (Türk atasözü) Eğitim yanlış temeldeyse beklenen sonuç alınmaz.
- “Yel kayadan ne alır.” (Türk atasözü) Gerçek liyakat gösterişten etkilenmez.
- “Kuru dal meyve vermez.” (Türk atasözü) İçeriksiz sistem topluma fayda sağlamaz.
- “Kör değneğini bellemiş.” (Türk atasözü) Yanlışta ısrar etmek kör kabulleniştir.
- “Çıra dibine ışık vermez.” (Türk atasözü) Yakın çevredeki sorunlar çoğu zaman en son görülür.
- “Yük ağırsa yol uzar.” (Türk atasözü) Yanlış kararların bedeli topluma zaman kaybettirir.
- “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) Makam ehline verilirse değer kazanır.
- “Gölge büyür, güneş doğunca kaybolur.” (Türk atasözü) Yapay parlatmalar gerçek ortaya çıkınca söner.
Metin KOCA
