131.Demek ki Para İçin Her Zaman Köylüyü Kandırabiliriz!

para

131.Demek ki Para İçin Her Zaman Köylüyü Kandırabiliriz!

Ticaret başlı başına bir zeka işidir.

Ticaret deyince ille de ürün alıp satmakla değildir. Para getiren her şey ticaretin bir alanıdır. Üretim, satım, tanıtım-reklam, hizmet…gibi

Kazanmak için, her zaman müşteri memnuniyeti ön plandadır. Ürünün kalitesi iyi de olsa, müşteri oraya gelmiyorsa bir anlam ifade etmez. Burdan da anlarız ki müşterinin memnun olması için mekana girmesi ön koşuldur.  Mekana giren müşteri,  ilgi, alaka, hizmet ve ürün kalitesiyle doğru orantılı verim getirir.

İnsan ilişkilerinde de böyledir.

Özünde çok iyi ve hoş bir insan olabilir, kaporta dikkat çekebilir . Ama, siz onun ruhuna dokunamaz iseniz veya onunla konuşamaz iseniz sizin iyi olduğunuzun onda hiçbir karşılığı olmayacaktır.

İnsan ilişkilerinde ve ticarette müşterinin şehirli-köylü; okumuş-okumamış; yaşlı-genç; tanıdık-yabancı durumları fazlasıyla önemlidir. Her birine ürün sunma farklı hitap şekli ve mimikleri de beraberinde getirir veya ona göre olmalıdır.

Lüx bir mekana, köylü bir insanın girmesi veya orada kalıcı olması imkansız gibidir. Ya adres sorar, ya resim çekinip hava atacaktır. Zengin kişi de girdiği ortamla kendini özdeşleştirecek daha fazla lüx açılınca oraya takılacaktır.

İnsan ilişkilerinde aynilik, benzerlik de çok önemlidir. Ticari ilişkilerde, devamlılık için müşteri, mekanı kendine yakın hissetmeli veya kendinde olanlara çağrışım oluşturmalıdır.

Zaman Odur ki

Baroda (avukatların bulunduğu, üye olduğu kuruluş) saygın, adliyede en çok dosyası bulunan ve kırsaldakilerin çok sevdiği avukata sormuşlar:

-Bu cadde üzerinde farklı farklı tabelalara sahip yüzden fazla avukatlık bürosu varken, neden seni tercih ediyorlar? Ve Nasıl fazla kazanıyorsun?

Avukat gülümser ve sakince anlatır:

Bunun cevabı aslında gayet basit. Şehirli müşterilerimin davalarını onların işyerine gidip alabilirim. Ama köyden gelenleri, gösterişsiz, birkaç tahta iskemle, eski birkaç kanepesi olan mütevazi büromda karşılarım. Kara demlikte çaylarını içerken, onların hayatına dokunur ve beni kendilerinden bilirler.

Bir avukat söze gire ve der: Eee bundan ne çıkarabiliriz ki !

En çok dava alan avukat devam eder:

Lüx döşenmiş avukat yazıhanesine (büro) vatandaş utancından giremez. İlk aklına gelen ‘’burası beni soyar’’ mantığıdır. Ve vatandaş rahat oturamaz rahat konuşamaz.

Siz hiç duydunuz mu! Köyden gelenlerin misafirhaneler ve küçük oteller varken turistik otelde kaldığını?

Stajyer avukat son sözü söyledi:

-Demek ki para için her zaman köylüyü kandırabiliriz!

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” (Türk atasözü) İnsan ilişkilerinde yaklaşım ve iletişim güven oluşturur.
  2. “Her gördüğün sarı altın değildir.” (Türk atasözü) Gösteriş kalite ve doğruluğun ölçüsü değildir.
  3. “Yüzü gülenin içi güler sanma.” (Türk atasözü) Samimiyet ile çıkar her zaman aynı değildir.
  4. “Alıcı kuşun gözü açık olur.” (Türk atasözü) İnsan alışverişte ve ilişkide dikkatli olmalıdır.
  5. “Ucuz etin yahnisi yavan olur.” (Türk atasözü) Kalitesiz hizmet uzun vadede zarar getirir.
  6. “Görüntü aldatır, huy ele verir.” (Türk atasözü) İnsan gerçek karakterini davranışlarıyla gösterir.
  7. “Para ile iman olmaz.” (Türk atasözü) Maddiyat her değerin ölçüsü değildir.
  8. “Dost pazarda belli olur.” (Türk atasözü) Gerçek niyet, çıkar anında ortaya çıkar.
  9. “Her koyun kendi bacağından asılır.” (Türk atasözü) İnsan yaptığı tercihlerin sonucunu yaşar.
  10. “Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.” (Türk atasözü) İnsan çoğu zaman gördüğünü olduğundan farklı yorumlar.
  11. “Kuru kalabalık fayda vermez.” (Türk atasözü) Görünüş ve yoğunluk kaliteyi göstermez.
  12. “Kişi kendinden bilir işi.” (Türk atasözü) İnsan karşısındakini çoğu zaman kendi niyetine göre değerlendirir.
  13. “El elin eşeğini türkü çağırarak arar.” (Türk atasözü) Başkasının derdi çoğu zaman kazanç kapısı olarak görülür.
  14. “Doğru mal satıcıyı utandırmaz.” (Türk atasözü) Kaliteli ve dürüst iş yapan güven kazanır.
  15. “Gönül kimi severse oraya gider.” (Türk atasözü) İnsan kendine yakın hissettiği yere yönelir.
  16. “Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.” (Türk atasözü) İnsanlar gördüklerini örnek alır.
  17. “Malın iyisi pazarda belli olur.” (Türk atasözü) Değer, kullanım ve sonuçla anlaşılır.
  18. “Herkes kendi aynasında görünür.” (Türk atasözü) İnsan başkasını kendi bakışıyla değerlendirir.
  19. “İşin hilesi olmaz, olursa sonu olmaz.” (Türk atasözü) Hileyle kurulan düzen kalıcı değildir.
  20. “Helal kazanç bereket getirir.” (Türk atasözü) Dürüst ticaret uzun vadede kazandırır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

2 Yorumlar

  1. Avukatın yaklaşımı gayet başarılı bence. Pazarlama prensiplerinde kendi pazarını oluşturma konusunda doğru olanda budur. Fakat yaptığı işte hile veya aldatmaca sözkonusuysa bu asla etik değildir… Oluşturduğu pazar da malesef çok uzun ömürlü olmaz…
    Kaleminize sağlık… Çok güzel ve yine tartışmaya açık bir konu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir