
144.İki Evlen! Daha Fazla İbadet Et!
Cahillik öyle kötüdür ki… Buna bir de dini bilmemezlik eklenirse tam bir felaket olur.
Günümüz dünyasında toplumsal sıkıntılar gittikçe artmaktadır. Bu sıkıntılar çeşitli olmakla beraber sebepleri de çok farklıdır. Biz bu sorunların elbette sebeplerini ve sonuçlarını saymayacağız.
Ama en büyük sorunumuzu dile getirmek gerekiyor. Ki bu Ailedir. En büyük toplumsal yaramızdır bu.
Gittikçe boşanmalar artıyor. Eşlerin birbirine katlanması azalıyor. Ayrılmayıp mutlu olamayan çiftler iç dünyalarında veya dışarıya karşı cinnet halini yaşayabiliyor ve yaşatabiliyor. Bu arada ayrılıkları başarı ve medeni cesaret olarak görmek sadece bir yanılsamadır. Yine bunların çok huzurlu ve mutlu olduğunu söylemeleri sadece tiyatrodur. Tiyatro olduğunu ise, iç dünyasını sorgulayınca anlayabiliyor insan.
Sadece ayrılıklar değil bizleri mutsuz eden. Hayatta yaşadığımız olay ve olgular da bizleri ciddi anlamda mutsuz edebiliyor.
Mutsuzluklar ise beraberinde huzursuz bireyleri de çoğaltıyor.
Huzursuz olan insan, iş yaşamında da olumsuz etkilenmekle kalmıyor, çevresini olumsuz etkileyebiliyor. Negatif enerji dağıtıyor ve devamlı her şeyi sorgulama ve kabul etmeme durumları baş gösteriyor.
Bunlardan çok azı, kendisiyle barışıp iç dünyasından başlayarak etrafa gülücükler dağıtabiliyor. Yoksa Huzur adına ya ibadet hanelere sığınıyor ya hastanelere…Ya da başka unsurlara.
Bize düşen kendimizle barışabilmek belki de. Aynanın karşısına geçtiğimizde kendimize övgüler sunmak belki de. Belki de başkasından değer beklememek ve kendi değerimizi kendimiz ortaya koymak…
Ben yakışıklıyım / güzelim diyebilmek, başkasına gerek duymadan…
İmkansız mı!
Gülümseyebilmem için o kadar çok sebebim var ki…
Şuan bu yazıları okuyabiliyorum mesela. Ya gözlerim olmasaydı?
Herkesin mutlu ve huzurlu bir yaşama ulaşabilmesi temennisiyle…
Zaman Odur ki
Camiye her zaman erken geliyordu Mehmet Emmi.
Arkadan gelen Hüseyin imrenerek bakardı buna hep. Çünkü kim erken giderse camiye daha fazla sevap alacağını öğrenmişti büyüklerinden. Merakla sordu:
-Mehmet Emmi, ne kadar senden önce camiye gelmek için uğraşsam da, bir türlü senden önce gelemiyorum. Özellikle sabah namazında erken gideyim, biraz teheccüd ( Gece İbadeti) yapayım diyorum. Ama gelemiyorum. Sen nasıl her vakit benden önce gelmeyi başarıyorsun ?
Mehmet Emmi , gün görmüş adam. Ancak muzipliği bırakmamış. Boşuna dememişler, can çıkar huy çıkmaz diye. Hüseyin‘in etrafta kendisi hakkında olumsuz konuştuğunu duymuştu. Küçük bir kasaba burası. Gizli birşey kalmıyor ki. Kötü niyetli de değildi ama. Şakalaşma adıyla yapılan intikam duygusuydu bu. Konuştu:
-Erken gelmemin nedeni çok basit Hüseyin!
-Biliyorsun ben iki evliyim. Allah razı olsun, eşlerim beni çok severler. Namaz zamanı gelince birisi kaldırır, diğeri kahvaltımı hazırlar. Abdest alırken biri havlumu getirir, öbürü kollarımı siler. Biri yemeğimi ağzıma verirken; diğeri suyumu içirir. Sonrada hadi kocacığım. Namaz zamanı derler. Birisi çeketimi giydirir, diğeri ayakkabımı. Bu sayede ben camiye erken geliyorum. Onlar sayesinde çok sevap kazanıyorum ve onlara çok dua ediyorum!…
Hüseyin bunları dinlerken ağzının suları akar. Kendisi de evlidir ama bırak böyle hizmeti görmeyi, Dövüş horozu gibi fırsat kollar eşi. Nasıl bıyıklarını yolsam veya laf batırsam diye. Kendisi de az değildi yani. Demek ki bir yerde uyuşmazlık vardı. Çare aramak gerekiyordu. İncitmeden, kırmadan, dökmeden…
-Hüseyin! Anlayacağın İki evlilik olunca kıskançlık yapıp hizmet artıyor ….
Hüseyin bunları çok ciddiye alır ve uzun bir dönem camiye gelmez olur.
Etraftan duyulmuştur. Hüseyin ikinci evliliği yapmıştır. Uzun sürmez camiden ayrılık. Camiye her vakit en erken gelen O’ dur artık.
Mehmet Emmi bir gün yanına yaklaşır ve sorar:
-”Nasılmış iki evlilik? Maşallah benden önce gelir oldun camiye. Eşlerin seni çok seviyor galiba” deyince, iyice dertli olan Hüseyin:
-Allah senin cezanı vermesin. Bana dünyada cehennemi yaşatın! Bana iyi diye anlattın. Evde gürültüden, bağırtıdan, kavgadan durabiliyor muyum. O, Öbürünü kıskanır. Öbürü diğerine laf atar. Hep ara yerde ben kalırım. Önceden kaçacak yerim vardı. şimdi evde, o da kalmadı…..
Fıkradan Anladıklarımız
- “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.” (Türk atasözü) Her insanın huzura ve ibadete yaklaşımı farklıdır.
- “Taklitler aslını yaşatır, sahibini yorar.” (Türk hikmet sözü) Başkasının hayatını kopyalamak çoğu zaman hayal kırıklığı getirir.
- “Görünen köy kılavuz istemez.” (Türk atasözü) Her dış görünüş gerçek mutluluğu yansıtmaz.
- “Her evin dumanı kendine ağırdır.” (Türk atasözü) Aile içi sorunlar dışarıdan göründüğü gibi olmayabilir.
- “El âlemin tavuğu kaz görünür.” (Türk atasözü) Başkasının hayatı çoğu zaman olduğundan daha iyi sanılır.
- “Sabır evin direğidir.” (Türk halk sözü) Aile huzuru sabır ve anlayışla korunur.
- “Dışı seni, içi beni yakar.” (Türk atasözü) Görünenin arkasında bilinmeyen sıkıntılar olabilir.
- “Kıyas ateşi gönlü yakar.” (Türk hikmet sözü) Başkasıyla sürekli karşılaştırmak huzuru azaltır.
- “Her işin başı akıl, sonu tedbirdir.” (Türk atasözü) Karar vermeden önce araştırmak gerekir.
- “Acele karar, uzun pişmanlık.” (Türk halk sözü) Düşünmeden atılan adımlar huzursuzluk doğurur.
- “Ev içi sır, ev içinde kalır.” (Türk atasözü) Aile meseleleri büyütülmeden kendi içinde çözülmelidir.
- “Tatlı dil evin bereketidir.” (Türk atasözü) İletişim aile huzurunun temelidir.
- “Bir söz ev yapar, bir söz yıkar.” (Türk atasözü) Söylenen sözler ilişkilerin yönünü belirler.
- “Herkes kendi yükünü kendi taşır.” (Türk atasözü) Başkasının çözümü bize her zaman uymaz.
- “Huzur insanın kendi içindedir.” (Türk hikmet sözü) Mutluluk önce kişinin kendisiyle barışmasından geçer.
- “Komşunun tenceresi uzaktan kaynar görünür.” (Türk atasözü) Başkalarının hayatı çoğu zaman idealize edilir.
- “Kıskançlık ateşi önce sahibini yakar.” (Türk halk sözü) Yarış ve gösteriş huzuru bozar.
- “Aile yuvadır, sabır çivisidir.” (Türk hikmet sözü) Sağlam ilişki emek ister.
- “Her derdin ilacı dışarıda aranmaz.” (Türk atasözü) Çözüm çoğu zaman insanın bakış açısındadır.
- “Huzur, gönlün aynasında başlar.” (Türk hikmet sözü) İnsan önce kendi iç sesini düzeltmelidir.
Metin KOCA
Her çözüm önerisi herkese iyi gelmeyebilir. Kişilerin zorluğa dayanma seviyesi farklılık gösterir Dediğiniz gibi durumu kendi ortamına, zamanına ve kendi mantığına uygun biçimlendirmesi kişinin hayrına olacaktır…